İngiltere’de Ankara Anlaşması’nın Geleceği ve Brexit

Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) arasında bir Ortaklık Kuran Anlaşmaya (1963 tarihli Ankara Anlaşması) Ek Protokol (1970 tarihli Katma Protokol) Türk vatandaşlarına İngiltere’de iş kurma konusunda önemli kolaylıklar sağlamaktadır. Yaygın kullanımda Ankara Anlaşması olarak zikredilen yasal çerçeve aslında Katma Protokol’ün 41(1). Maddesinde yer alan güvenceye dayanmaktadır (standstill clause). Bu hükme göre;

 

“Akit Taraflar, aralarında, yerleşme hakkı ve hizmetlerin serbest sunumu konusunda yeni kısıtlamalar koymaktan sakınırlar.”

 

Bu hüküm, İngiltere’nin Ankara Anlaşmasına ve Katma Protokole taraf olduğu 1973 yılından bu yana bu konularda yeni kısıtlamalar getiremeyeceğini öngörmektedir. Birleşik Krallıkta o tarihte yürürlükte olan düzenlemeler 1972 tarihli HC509 ve HC510 No.lu Göç Kurallarıdır. İngiltere’de iş kurmak ve yerleşmek isteyen Türk vatandaşlarının Katma Protokol’ün 41. Maddesinin sağladığı bu kolaylığı çok yaygın olarak kullandığı bilinmektedir. İngiltere’nin Türk vatandaşları açısından bu yasal çerçevenin kullanılmasına genel olarak kolaylık sağladığı söylenebilir.

 

Ancak İngiltere Ankara Anlaşmasının tatbikatında yakın zamanda iki önemli değişikliğe gitmiştir. İlk olarak 2014 tarihli Göç Kanunu ile eskiden beri var olan bağımsız mahkemeye “istinaf” hakkını kaldırarak yerine “idari inceleme” yolunu getirmiştir. Akturk [2017] WLR (D); [2017] EWHC 297 (Admin) davasında, davacı bu konuyu dava ederek Katma Protokolün 41(1). Maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Davacı, Türk iş adamlarının 1973 yılından bu yana istinaf hakkının bulunduğunu ve Katma Protokol’ün 41(1). maddesindeki güvencenin bu hakka yeni kısıtlama getirilmesine engel olduğunu ileri sürmüştür. Hakim Holman J. Ankara Anlaşması kapsamında yerleşim özgürlüğünden yararlanan Türk vatandaşları açısından istinaf hakkının kaldırılmasının 41(1). maddesini ihlal ettiğine ve idari inceleme yolunun tanınmasının bu ihlali ortadan kaldırmadığına karar vermiştir (para 87). İçişleri Bakanlığı bunun üzerine istinaf başvurusu konusunu üst mahkemeye (“Appeal Court”) temyize taşımış ve temyiz incelemesinin yakın zamanda yapılması beklenmektedir.

 

Yapılan ikinci bir değişiklikle Ankara Anlaşması uygulama kapsamından “Süresiz Oturum Hakkı” çıkarılmıştır. Hakim McCloskey J., Aydogdu v. SSHD [2017] UKUT 00167 (IAC) davasındaki istişari kararında “Süresiz Oturum Hakkı”nın Ankara Anlaşması kapsamında olmadığı sonucuna ulaşmıştır. 16 Mart 2018 tarihinde de İçişleri Bakanlığı hiçbir uyarı vermeksizin, bir geçiş dönemi de öngörmeden Türk vatandaşlarının artık Ankara Anlaşması kapsamında daimi yerleşim hakkından yararlanamayacağını ilan etmiştir. Bu bağlamda, 15 Haziran 2018 tarihinde HC1154 No.lu Değişiklikler yapılmış ve 6 Temmuz 2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yeni bir Ankara Anlaşması Eki (ECAA) yayınlanmıştır. Getirilen değişikliklerle Türk iş adamları ve onlara bağımlı kişilerin daimi yerleşim hakları konusunda daha katı kurallar öngörülmüştür. Yayınlanan Ek’in en olumlu yönü 1/80 sayılı AET-Türkiye Ortaklık Konseyi 1/80 sayılı Kararı kapsamındaki Türk işçilerinin de beş yıllık yasal ikametten sonra daimi yerleşim hakkından yararlanabilmeleri olmuştur (daha önceden on yıl yasal ikametten sonra daimi yerleşim hakkı bulunmaktaydı).

 

Yapılan bu değişiklikle dört yıl ikametten sonra yapılabilen daimi oturum başvurusu beş yıla çıkarılmıştır. Ayrıca başvurucuların İngilizce yeterlilik ve Birleşik Krallıkta yaşam konusunda yeterli bilgi düzeyine sahip olduklarını göstermeleri ve her bir başvuru için £2,389.00 ödemeleri gerekmektedir. “Türk İş Adamları İttifakı” (Alliance of Turkish Businesspeople) adı altında oluşturulan bir organizasyon tarafından konu idari yargıya taşınmış ve süresiz oturum hakkı konusunda Türk iş adamlarına getirilen yeni uygulamanın iptali istenmiştir (CO/3649/2018). Yapılan değişikliklerin 1973 tarihli eski kurallara göre süresiz oturum hakkına sahip olabilen Türk iş adamlarının meşru beklentilerini ihlal edecek olması nedeniyle davanın incelenmesine 27 Kasım 2018 tarihinde izin verilmiştir.

 

Aslında, süresiz oturum hakkının Ankara Anlaşması kapsamında olmadığına ilişkin İçişleri Bakanlığının yeni uygulamasının iki önemli boyutu bulunmaktadır. Bunlardan birincisi 16 Mart 2018 tarihinden önceki uygulama çerçevesinde iş kurmak için başvuru yapmış ya da bu kapsamda geçici olarak ikamet izni almış olanlar ile onlara bağımlı kişilerin durumudur. Meşru beklenti ya da kazanılmış hak kapsamında yeni uygulamanın daha önce başvuru yapmış olan Türk vatandaşlarına uygulanmaması gerekmektedir. Hatta Ankara Anlaşması izinlerinin uzatılması sırasında verilen bazı ikamet izni yazılarında, başvurucunun dört yılın sonunda “süresiz oturum” başvurusu yapılabileceği belirtilmektedir. Açılan davada meşru beklenti kavramının hangi durum ve koşullarda dikkate alınacağının cevabı merakla beklenmektedir.

 

Diğer önemli bir konu ise İçişleri Bakanlığının yeni uygulamasının Katma Protokolün 41(1). maddesi kapsamında yerleşme hakkına yönelik bir kısıtlama oluşturup oluşturmadığıdır. Süresiz oturum hakkı için gerekli olan ikamet süresinin dört yıldan beş yıla çıkarılması, daha önce mevcut olmayan İngilizce yeterlilik ve Birleşik Krallıkta hayat bilgisi ile başvuru ücretinin yeni kısıtlamalar olduğu şüphesizdir. İçişleri Bakanlığının tezi, Katma Protokolde öngörülen “yerleşme hakkı”nın (freedom of establishment) İngiliz hukukundaki “süresiz oturum izni” (indefinite leave to remain) ya da “daimi yerleşim” (permanent settlement) hakkından farklı olduğudur. Yukarıda bahsedilen Aydogdu kararına dayanan İçişleri Bakanlığı görüşüne göre, Ankara Anlaşması sadece Türk iş adamlarının İngiltere’deki iş kuruluşlarını ve buna bağlı ikamet izinlerini kapsamakta, süresiz oturum hakkı ise İngiltere ulusal kuralları tarafından belirlenmektedir. Yerleşim hakkı ile süresiz oturum hakkı arasında yapılan bu ayırımın geçerli bir hukuki temelinin olup olmadığı hususu dava süreçlerinde ayrıca üzerinde durulması gereken bir konudur.

 

Brexit konusu son aylarda özellikle göç tartışmaları bağlamında İngiltere gündemini yoğun şekilde domine etmektedir. Brexit gündeminde Ankara Anlaşması çok tartışılan bir konu olmamakla birlikte bazı Türkçe yayınlarda Brexit sonrasında Ankara Anlaşmasına dayanan uygulamanın yürürlükten kalkacağı görüşü ileri sürülmektedir. Burada bir hususun altını çizmekte yarar bulunmaktadır. Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) arasındaki 1963 tarihli Ankara Ortaklık Anlaşması ve 1970 tarihli Katma Protokol sadece AET/AT/AB ile Türkiye arasında imzalanan bir anlaşma değildir. Bu anlaşmalar “karma anlaşma” niteliğinde olan ve Avrupa Birliğinin kurumsal tüzel kişiliği yanında ayrıca her bir AB üyesi devletin de taraf olduğu çok taraflı uluslararası anlaşmalardır. Bu nedenle Birleşik Krallığın AB’den ayrılması kendiliğinden ve otomatikman olarak Ankara Anlaşmasından ve Katma Protokolden ayrılması sonucunu doğurmayacaktır. AB üyeliğinden ayrılmasına bağlı olarak Ankara Anlaşmasının sonlandırılması seçeneğini tercih edecek olursa, Birleşik Krallığın bunu uluslararası bir antlaşmanın sonlandırılmasına ilişkin ilke ve usulleri izleyerek gerçekleştirmesi gerekecektir.

Prof. Bulent Cicekli  (Bulent@campbellandcosolicitors.co.uk)

Solicitor